Laboratuar



         Elbette eski eserlerin, insan kaynaklı yıpratmaları dışında da, tabi oldukları bir kanun var: “Her canlı madde bozulmaya mahkumdur, şu halde bir gün ölecektir”. İşte bu noktada laboratuvarlar hastane, konservatörler ise doktor olma görevini üstlenir ve bu kaçınılmaz durum elden geldiği kadar yavaşlatılabilir Arkeolog, sanat tarihçisi, Restoratör, Konservatör ve mimar gibi meslek elemanları, eski eserleri, tarihin karşılaştırmalı belgeleri ışığı altında inceleyip, onu kendi tarih ve üslup çerçevesine yerleştirir-onarır; yani tek kelimeyle, ona zaman ve mekan içinde yerini vererek, özelliklerini ortaya çıkarırlar. Eserin biçimi üzerine eğilen bu uzmanların aksine laboratuvar uzmanları ve konservasyon formasyonuna sahip arkeolog, sanat tarihçi, Restoratör, Konservatör, Kimyager ve mimar gibi uzmanlar, eski eserlerin yapıldıkları maddenin üstüne eğilip onların bilesimi, yapısı, bozulması ve nihayet muhafazaları yahut da restorasyonları konusunda çalışmalar yaparlar.

Eserin laboratuvara girisiyle söz konusu eserin niteliği, bilesimi ve fiziksel yapısının belirlenmesi, bozukluklarının tespit edilmesi sağlanır. Ancak laboratuvarın görevi asıl bu tespit çalışmasından sonra başlamaktadır. Laboratuvar çalışanlarından, eserin gelecek nesillere aktarılabilecek şekilde koruma ve onarımını sağlaması, en iyi koruma tekniklerini kullanması veya yeni teknikler bulması beklenmektedir. Koruma ve onarım isini yapacak olan konservatör, daima kendisinden sonrakilerin tamamlayıp mükemmelleştirebileceği rasyonel bir çözüme yönelmelidir.

Önleyici Koruma: Kültür varlıklarının korunması için en uygun koşulları temin ederek, çeşitli tehlikeler karşısında oluşabilecek herhangi bir hasarı önlemek ve kültür varlıklarının bozulmalarını yavaşlatmayı amaçlayan dolaylı koruma yöntemlerini planlamak ve uygulamaktır.

Önleyici koruma: eseri tutuş şeklinden, bir yerden bir yere nakline; paketlenmesinden, uygun depolama ve teşhir koşullarının sağlanmasına; sel, yangın, hırsızlık gibi tehlikelere karşı önlem almaktan, deprem gibi doğal afetlerden kültür varlıklarını korumak için hazırlanmaya; eserlerin tam olarak belgelenmesinden, ticaretinin yapılmasına engel olunmasına; kültür varlıklarının tanıtımından, koruma bilincinin uyandırılmasına kadar çok geniş yelpazede yer alan planlı bir prosedür gerektirir.

Önleyici koruma süreklidir ve kültür varlıklarının yaşamları boyunca devam eder. Aktif anlamda hiçbir işlem bu süreci sona erdirmez ve kültür varlıkları ile ilgili olan herkesin öncelikli görevleri arasında olmalıdır.

Etkin Koruma:
Kültür varlıklarının daha ileri bozulmalarının önüne geçmek için yapılan direkt müdahalelerdir. Aktif anlamda hem restorasyon hem de konservasyon uygulamalarını içerir. Uzman personel tarafından yapılması zorunludur.
Restorasyon ise, tanım olarak kültür varlıklarının fiziksel, tarihsel ve estetik bütünlüklerine mümkün olduğunca bağlı kalarak tahrip olmuş veya bozulmuş objelerin izleyiciler tarafından tanımlanmalarını kolaylaştırmayı amaçlayan onarımlardır. Bir kültür varlığı bu amaçlarla işleme alınırken restorasyon ve konservasyon birbirinden ayrı düşünülemez. Her iki bilimsel yaklaşım eş zamanlı olarak uygulanır.

Bu uygulamaları yapan kişiler restoratör ve konservatör olarak tanımlanmaktadır. Restoratör ve konservatörün temel görevi şimdiki ve gelecek nesillerin yararına kültür varlıklarını onarmak ve korumaktır.

Türkiye, binlerce yıllık bir geçmişe dayanan, farklı uygarlıkların yasadığı bir ülke olarak insanlığın kültürel mirasının korunması konusunda, evrensel sorumlulukları olan ülkelerden biridir. İnsanoğlu, sürekli yeni bir arayış, her zaman daha iyiyi yakalama arzusu ile hiç durmaksızın bir gelişim içindedir. Bu gelişimin doğal sonucu olarak, ürettikleri ya da üretim için kullandıkları araçlar da sürekli bir değişim ve gelişim göstermektedir. İnsanlar, kimi zaman değişen sanat anlayışları, dini inanışları ve sosyal yapılarının ürünleri olan, maddi kültür ögelerini saklama ve koruma gereksinimini duymuşlardır. Bu vazgeçilmez biriktirme hissi, nihayetinde ilk müzecilik faaliyetlerini ortaya çıkarmıştır. Müzecilik faaliyetleri her ne kadar biriktirme arzusu ile başlamış olsa da zaman içinde değişime uğramış ve oluşturulan koleksiyonlar, üzerinde ilmi çalışmalar yapılması, tarihe ışık tutması açısından, değer kazanmaya başlamıştır.



Bilinmekte olduğu üzere, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı müzelerde yaklaşık olarak 3.000.000 adeti aşkın taşınır kültür varlığı bulunmaktadır. Bu sayıya, her geçen yıl yapılan kazılar sayesinde, yeni taşınır kültür varlıkları eklenmektedir. Ülkemizin, henüz bilimsel çalışma yapılmamış ve keşfedilmemiş arkeolojik alanları da hesaba katıldığında, çok büyük bir taşınır kültür varlığı potansiyeli olduğu anlaşılmaktadır. Bilimsel kazı çalışmaları, kurtarma kazıları veya farklı yollarla Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı müzelere kazandırılan taşınır kültür varlıklarının muhafaza edilmesi, en az ortaya çıkarılması kadar büyük bir önem arz etmektedir.

Tarihe ısık tutacak niteliklere sahip objelerin, aslının bozulmadan ömürlerinin uzatılması konusunda, mevcut durum içerisinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı İstanbul Restorasyon ve Konservasyon Merkez Laboratuvarı Müdürlüğü ve Trabzon, Nevşehir, Gaziantep, Diyarbakır, Antalya, Ankara, İzmir, Bursa da olmak üzere Restorasyon ve Konservasyon Merkez Laboratuvarı kurulmuştur. Müzelerin bünyesinde bulunan restorasyon ve konservasyon laboratuvarlarında büyük özverilerle gerçekleştirilen çalışmalar gerçekleştirmektedir., kültür ve tarih politikalarına uygun olarak buluntularını ve eserlerini gelecek kuşaklara taşımak ve tanıtmak maksadıyla konservasyon kavramına çok geniş bir perspektiften bakan koruma politikaları geliştirdikleri görülmektedir.

Restorasyon (Restoration)
Kavram bakımından, onarma, tamir, düzeltme, yenileme, yeni güç asılama gibi zengin anlamlar taşıyan restorasyon Latince köke bağlı olmakla birlikte bugün bütün ülkelerce benimsenmiş her dilde kullanılan ortak bir terimdir. Restorasyon bir sanat yapıtının veya döneminde korunmasına karar alınmış bir eserin asli haliyle hasardan korunması, bozulmasının önlenmesi, daha uzun süre yasamasının sağlanması amacıyla, tarihi belge niteliğini zedelememeye özen göstererek geleneksel ve ileri bilimsel yöntemlerden yararlanılarak yapılan bilinçli girişimler bütünüdür.

Restorasyon Teknikleri

Konsiladasyon (Consolidation): Mevcudu sağlamlaştırmak suretiyle eseri yasatmak amaçlı uygulanan yöntemdir. Bu uygulamada orijinal bölümlerle yeni eklenen elemanların birbirleriyle estetik uyumuna ve dengesine ilke olarak dikkat edilmektedir.
Liberasyon (Liberation): Bilinçli konservasyon işlemi sırasında yapının aslını zedeleyen ek ve fazlalıkların ortadan kaldırılması amacı da taşıyan bir yoldur.
Rekompozisyon (Recomposition): Yıkılmış binaların etrafa yayılmış parçalarının toplanıp bir araya getirilmesi ve “anastylosis” uygulaması ile yeniden inşa edilmesidir. Mevcut elemanların ve yapının ana hatlarını meydana çıkartmak ve muhafazalarını sağlamak üzere nötr malzemeler kullanılması söz konusudur.
Reintegrasyon (Reinteagration): Asli duruma göre mevcut haldeki eksik bölümlerin tamamlanması ve bütünün tekrar elde edilmesidir. Bu amaçla tek yapı ve kent bölümleri ele alınabilir. Ancak Reintegrasyon içinde sorumluluk büyüktür ve restorasyon hem zengin bilgi birikimine hem de analiz-sentez yeteneğine sahip olunmalıdır.
Komplesyon (Completion): Yapının esas kompozisyonundaki bütününe ulaşma maksadıyla eksik bulunan kısımların tamamlanmasıdır.
Rekonstrüksiyon (Reconstruction): Bir kente bütünüyle veya kent parçasının yahut herhangi bir yapının asıl sekliyle yeniden inşa edilmesidir. 19. yüzyılda metot olarak benimsenmiş, II. Dünya Savasının sonunda ki yıllarda Avrupa ülkelerinin pek çoğunda tarihi ve milli kişilik bakımından sürekliliği sağlamak için uygulanmıştır. Halen genellikle arkeolojik çalışma ve yapıların belli elemanlarında kullanılan bir yöntemdir
Renovasyon (Rennovation): Kısaca yenileme anlamıyla ifade bulan bu yöntemde kent veya kent parçası, bir yapı ya da belli bir kısmı yenileştirerek muhafaza edilir. Bu işlemde bütünü oluşturan parçalardan bir bölümü tamamlanarak, yeni bir nitelik kazanmaktadır. Kent dokusunda mahalle, mahallede sokak, sokakta bir bina, binada bir kat veya cephe nitelik bakımından yenilenerek mimari karakter değiştirilir

Readisyon (Readdition): Esas yapıya yeni ilaveler yapılmasıdır

Rövitalizasyon (Resitalidation)/ Reanimasyon (Reanimation): Muhafazası ve ayakta durması sağlanmış anıtlar için üçüncü bir asama olarak nasıl yapılacağı konusunda rövitalizasyon veya reanimasyon kavramları kullanılır. Dilimizdeki karşılığı ise yeniden canlandırma, ruh verme olarak ifade edilmektedir Rövitalizasyon başlıca 3 gruba ayrılabilir;

  1. Restorasyondan sonra asıl fonksiyonlarını sürdürerek karakteri değişmeyen eserler.
  2. Asıl fonksiyonlarıyla günümüzde yasama sansı bulunmadığı gibi restorasyon sonrasında da ayakta kalmaktan başka bir fonksiyon yüklenmeyen eserler için pasif rövitalizasyon yada edilgen rövitalizasyon söz konusudur.
  3. Restorasyonu ardından müze, sanat galerisi, otel, motel vb, amaçlarla günümüzde kullanıma açılarak asli fonksiyonunu değiştiren eserler için aktif rövitalizasyon veya etkin rövitalizasyon söz konusudur. Bu eserler yeni işlevleri ile hayatlarına devam etmekte ve çağın gerekliliklerine uygun olarak içinde bulundukları çevreye de katkıda bulunmaktadırlar.



Konservasyon
Türkçeye genellikle ‘’koruma’’ olarak aktarılmış bir kavram olan “konservasyon” kavramı, gerçekte muhafaza veya saklama ile karşılık bulmaktadır. Genel olarak yapılar iki türlü saklanmaktadır

Spontane Konservasyon
Eserlerin bilinçli bir müdahaleye konu olmaksızın kendiliğinden saklanmasıdır. Bu gruba giren eserler kendi fonksiyonunu sürdürerek yasayan yapılardır. Kentlerin eski dokusunu oluşturan geleneksel evler tek tek ya da grup halinde bütünlük gösterir. Ayrıca özellikle dini fonksiyona sahip anıtlar, çoğunlukla spontane konservasyonla yasayan yapılar arasında yer

Bilinçli Konservasyon
Özel bir çaba ve istekle teknik metotlar kullanılarak eserlerde koruma işlemlerinin gerçekleşmesi durumudur. Bu tür uygulamalar kültürel seviyesi yüksek toplumların bilinçli davranması tarihi ve geleneksel yapı, eski konut dokusunun korunması seklindedir
Bilinçli konservasyon birbirleriyle ilişkili fakat değişik kademeler halindedir. Konservasyonun en önemli karar dönemi, tespit, tescil, yani envanter veya kataloglama dönemidir. Bu safhada herhangi bir eserin saklanmaya yani konservasyona layık olup olmadığının tespiti gerekir. Böyle bir çalışmada konservasyon kararı alınmış eserin mevcut durumu, ayrıntılı çizimler ve fotoğraflarla belgelenir ve özellikle envanter kayıtlarına geçilir. Envanter islemleri ardından bir eserin restore edilip edilmeyeceği, restore edilecekse bu işlemin hangi yöntemle yapılacağı belirlenmelidir
Preservasyon (Preservation)
Preservasyon, anıt ve tarihi çevre terminolojisinde çoğu zaman konservasyon ile yakın anlamlı görülen veya kullanılan bir kelimedir. Ancak bu kavramlar es anlamlı değildir ve preservasyon esasen konservasyon kapsamında belli bazı ilkeleri yansıtmaktadır. Bu ilkelere göre bir yapı veya yapı grubunun korunması aynı şekilde aşılanır.

Bir restorasyon ve konservasyon laboratuvarının görevleri ve gündemi arasında yer alması gereken başlıca konular şunlardır;

  1. Müzeler ve ören yerlerinde bulunan inorganik ve organik taşınır/taşınmaz kültür varlıklarının koruma/onarımları işlemlerini yapmak,
  2. Taşınmaz kültür varlıklarının malzemelerini ve koruma yöntemlerini belirlemek üzere kimya, fizik, petrografi analizleri yapmak,
  3. Sağlamlaştırıcı ve koruyucu malzemelerin deneyleri yaparak ilgili kurumlar için danışmanlık hizmeti vermek,
  4. Taşınır eserlerin sergilendiği ve depolandığı mekanlarda ve mozaik, duvar resmi, çini gibi yüzey bezemelerinin bulunduğu yapılarda iklim araştırmaları (nem/ısı ölçümleri) yapmak,
  5. Yapılan çalışmaların belirlenmiş standartlara uyumluluğunun denetlenmesi ve benzer çalışmalara ışık tutması açısından belgeleme çalışmaları yapmak,
  6. Yurtiçi/yurtdısı sergilerin ve müzelerin yeni teshir tanzim projeleri kapsamında çeşitli uygulamaları gerçekleştirmek,
  7. Koruma konusunda bilinçlendirme görevi çerçevesinde sergi, konferans ve seminerler düzenlemek
  8. Kültür Varlıkları üzerinde tahribatsız yöntemlerle tanımlayıcı inceleme yapmak,
  9. Kültür Varlıklarının mevcut durumu, üzerinde uygulanan etkin ve önleyici koruma işleminin her aşamasında belgeleme yapmak,
  10. Kültür Varlıkları üzerinde uygulanacak koruma işleminin planlanmasını yapmak ve uygulamak,
  11. Kültür Varlıklarının sürekli ve etkin bir şekilde korunması için gerekli önleyici koruma işlemlerini planlamak ve uygulamak,
  12. Kültür Varlıklarını bulundukları ortamda belirli aralıklarla izleyerek, bozulma nedenlerini bulmak, ne tür önlemlerin alınabileceği konusunda planlama yapmak ve uygulanacak işlemlerinin yapılıp yapılmadığını takip etmek sayılabilir.

Laboratuvar Türleri
  • Islak Kimya Laboratuvarı:
  • Aletli Analiz Laboratuvarı:
  • Fizikomekanik Laboratuvar:
  • Petrografi Laboratuvarı
  • Ahsap Konservasyon Laboratuvarı: