Çağdaş Müzecilik

         Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO)’mn, 1972 yılında hazırladığı Kültürel ve Doğal Mirası Koruma Sözleşmesi’yle, yaşayan kültürlerin korunması yaklaşımı benimsenmiş, kültürel çalışmaların etkileri müzeciliğe de yansımıştır. Milletlerarası Müzeler Konseyi (ICOM) 2004 yılında Seul’de yaptığı kongreyi “Museums and Intangible Heritage” (somut olmayan kültürel miras ve müzeler) başlığı ile yapmış, dil dahil, sözlü gelenekler ve ifadeler gibi somut olmayan kültürel miras öğelerinin de bir kültür öğesi olarak kabul edilmesiyle müze tanımı ciddi bir genişlemeye uğrayarak klasik müzeciliğin çok ötesine geçmiştir.
         Müzeler teşhir ve tanzimi yapılan eserler bakımından, kültür, sanat, bilim ve tekniğe, ait objelerin birlikte sunulduğu mekanlar olabileceği gibi doğa, tarih, etnografya, arkeoloji gibi tek bir konuyu içeren eserlerin sergilendiği mekanlar da olabilir. Genel olarak müzeleri; arkeoloji, etnografya, tarih, bilim-teknik, askeri, güzel sanatlar ve açık hava müzeleri gibi türlere ayırmak mümkündür.
         Ülkemizde çeşitli kuramlara bağlı olarak faaliyetlerini devam ettiren müzeler bulunmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere diğer Bakanlıklara ait müzeler, TBMM'ye bağlı saray müzeler, vakıflara ait müzeler bu kapsamda değerlendirilebilir.
         Müzelerimiz ağırlıklı olarak arkeoloji ve etnografya müzeleri olarak çeşitlenmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı, modem müzecilik anlayışına uygun ülkemiz müzelerinin yenilenmesi, bakım ve onaranlarının yapılması, yeni müzelerin açılması adına belli programlar yürütmektedir. Adana Müzesi, Hatay Müzesi Gaziantep Zeugma Müzesi, Şanlıurfa Müzesi ve Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi bu anlayışa uygun olarak ziyaretçiye açılan müzelerdendir
         Müzeler, yalnızca ülke idarelerine ait eserlerin saklanıp, korunduğu yerler değil, toplumun belleğini oluşturan, bilgi ve deneyimlerinin artmasını sağlayan, kişisel beğenilerin gelişmesine de etki eden birimlerdir. Ülkelerin gelişim düzeyleri ile birlikte kültür ve sanata duyulan ilgi de artmaktadır. Müzecilik konusunda, gerek ekonomik ve teknolojik gerekse nitelikli insan gücünde ortaya çıkan gelişme ile birlikte klasik müzecilik anlayışı, yerini modern müzecilik anlayışına bırakmıştır. Bu süreçte, idareciler sahip oldukları eserlerin ziyaretçilere ulaşmasında modem yöntemler kullanarak müzeciliğe yeni bir bakış kazandırmaya başlamıştır.
         Modem müzecilik, çok yönlü olup yeniliklere açık bir anlayıştır. Bu anlayış çerçevesinde müze ziyaretçilerine hitap eden sürekli-geçici sergiler gibi etkinlikler ile koleksiyonların hikâyelerini anlatmak için yeni gösterim tekniklerinden faydalanmaktadır. Klasik müzecilik sunumunda sıkça karşımıza çıkan vitrin içi, stant üzeri sergileme ya da duvar panolarıyla sergilemenin yanı sıra, anlatımı kuvvetlendirmek için dekor, kostüm, fotoğraf maket, manken, mumya, kulaklık ve/veya telefon düzeneğiyle sesli yönlendiriciler kullanılmak suretiyle, sunum zenginleştirilerek ziyaretçinin ilgisi canlı tutulmaktadır. Çağdaş müzecilik yaklaşımında, müze ve izleyici arasında iletişimin kurulması önemlidir. Rehberler eşliğinde ziyaretler yapılırken, dia-fılm gösterileri izlenerek, seminerler düzenlenerek, atölye eğitim uygulamaları gerçekleştirilerek, gezi eğlenceli ve eğitici bir hal almaktadır. Bilgisayar destekli sergi, dokunmatik ve interaktif sistem, simülatör gibi teknolojinin getirdiği imkanlar kullanılarak etkili bir sunum gerçekleştirilmektedir. Modern müzecilikte, toplumun her kesimini kucaklayan programlar, etkinlik takvimleri ile müzelerin bir kültür merkezi olarak toplumla bütünleşmesi sağlanmaya çalışılmaktadır. Yapılacak etkinliklerin basında, radyoda ve televizyonda duyurulması, müze programlarının afiş veya pankartlarla sergilenmesi, broşür dağıtılmasıyla halkla iletişim kurulmakta ve böylece müze ziyaret alışkanlığı olmayan kesimin de ilgisi çekilmektedir.
         Müzecilikte sunum süresi itibariyle, üç ila on yıl süreyle yapılan teşhirler sürekli sergileme niteliği taşırken, idarelerin politika ve programlarına uygun olarak bir günden birkaç aya kadar süren kısa süreli sergiler ise geçici sergiler olarak adlandırılmaktadır.
         Modem müzeciliği klasik müzecilikten ayıran bir diğer uygulama da sanal müzecilik uygulamalarıdır. Müzelere ait web sayfalarının açılmasıyla müzenin ve koleksiyonlarının 360 derece panaromik görüntüsü internet kullanıcısına ulaşabilmektedir. Kuşkusuz yerinde gidip görülerek kazanılan deneyim, alınan hazzın yerini tutmasa da sanal müzecilikle birlikte dünyanın tarihsel-kültürel ortak mirasına kolayca erişim mümkün olmaktadır. Ekonomik, zamansal, mekansal nedenlerle gidilip görülmesi zor müzelerin çoğuna sanal müzecilikle ulaşılabilmektedir. İnternet bağlantısı dışında hiçbir maliyeti olmayan, mekansal sıkıntıları bulunmayan bu modem uygulama, müzecilik faaliyetlerini geniş kitlelere yaymak bakımından oldukça başarılıdır. Genç neslin internet kullanımının yüksek olduğu bilindiğinden özellikle bu grubun müzelerle tanıştırılması için ilgi çekici web sayfaları hazırlanması yerinde bir uygulamadır. Bu şekilde eser ve müzeler hakkında merak duygusu uyandırırken, eserlerin internet ortamında detaylı incelemesine de olanak sağlanmaktadır.
         Bunun yanında modern müzecilik, yaşayan sürekli eğitimlerin ve etkinliklerin olduğu mekanlar şekline dönüşmeye başlamış olması ülkemiz açısından çok önemlidir.